ŞİLE BEZİ’NİN İNCELİKLERİ
Yöresel karakteristiği, otantik özelliği, 20 Numara, bürümlü kıvırcık %100 pamuk ipliğinden el dokuma tezgâhından çıkması, çirişleme, kireç kaymağına yatırma, Şile sahilleri kıyı sularında yıkama, kuvars kumlarda kurutma özelliğinin yanı sıra, diğer bezlerden önemli farklılıkları da şunlardır;
Bunu, işin ehli hanımlar çok daha iyi bilirler ve anlarlar.
Şile bezi Çiriş işleminden geçirildiği için daha sağlam ve elâstikiyetlidir.
Kasnakta istenildiği kadar gergin tutulsun, bez asla yırtılmaz. Ki, güzel bir iş çıkarabilmek için böyle yapılması gerekiyor.
Kasnağa gerilmiş gerçek Şile Bezi’nin gözenekleri açık ve orantılı olur.
Zaten, Şile Bezi’ni kasnakta gergin tutmak gerekir ki, bezin gözenekleri açılıp, motiflerin kendine özgü işlemesi kolay yapılabilsin.
İşlenen motif yerine tam oturur, simetrik olur. Bir ucu yerindeyken diğer tarafı uzamaz, estetik durur. Albenisini artırır.
Şile Bezi’nin, “en düzgünlüğü” nü yaratmak için ip çekme de kolaydır.
Bir taraftan diğer tarafa çekilen ip, kopmadan çekilebilir.
Alınan ip atılmaz. Bezin kenarlarını düzeltmek, sülfile, antika, ince baskı yapmak için kullanılır ki, bu da aynı dokudan çekilip alınan ip olduğu için renkte uyumsuzluk olmamış olur.
Diğer bezler ise…
İşlenmek için kasnağa gerildiğinde küçük bir ihmalde liflerinden kopup
bez yırtılır ve işlevini yitirir.
Ayrıca… Yine hanımlar bilirler ki, Şile Bezi haricindeki bezler doku bakımından serttir. Motiflerin işleneceği gözenekler eşit değildir, Motifler bez üzerine olması gerektiği gibi oturmaz.
İpler, ikişerli olduğundan gözleri aşırı yorar.
Her bir gözenek matematiksel olarak hesap edilir. Tek tek sayılması gerektiğinden, ikişerli gözeneklerin sayılması güçtür, bu nedenle zor işlenir.
Başka bezlerin eni sık, boyu seyrek dokunmuştur. Bu nedenle gözenekleri kare değildir. Şile İşi, sarma şeklinde yapıldığından, bir süre sonra, işlenen motifin bir ucu mutlaka uzar ve simetri bozulur. Enini kısa, boyunu ise uzun gösterir. Estetikten eser kalmaz.
Diğer bezler, hiza almak ve düz kesmek için ip çekilemez, kopar.
Sair… Şile Bezi Kıyas kabul etmez şekilde farklıdır…
150 senedir hayatımızın bir parçası ve yaşamımızın içinde olan Şile Bezi sayesinde, evler geçindi, çocuklar okutuldu.
Özel Şile Bezi kültürü ortaya çıktı. Bir Kültür Yaratıldı.
…Ve bu özel bezden neler yapılmıyor ki…
Bluz, Gömlek, Pantolon, Ceket, Gecelik, İç çamaşırı, Perde, Sedir, Koltuk, tv, Buzdolabı örtüleri, Masa örtüsü, Çay takımı, Elbise, Yatak örtüsü, Yatak çarşafı, Namaz başörtüsü, Seccade, Uçkur, Kese …
Hatta… Şaşırtıcı güzellikte Gelinlik bile yapılıyor.
Kendi sınıfında benzersiz olan ŞİLE BEZİ’ni kullanılabilir hâle getirmek
için özel maharet ister.
Bunu yapabilmek için de, önce Şile’li olmak, ninelerden,
annelerden el almak, sonra da, o ruhu özümseyip uygulamak gerekir.
Yaşamdan ve çeşitli olaylardan esinlenip etkilenerek 200’ün üstünde motif yaratılmıştır.
Atatürk’ün, 1932 yılında Şile’yi ziyaretleri anısına “Gazi sofrası”.
‘60’lı-70’li yıllarda Zeki Müren Şile’de yaşarken, “Zeki MÜREN Kirpiği”.
Şile’nin görkemli sembolü Fener olduğu için, “Fenerin kolları”.
İlk kez gördüğü ve geçtiği köprüye hayranlığının ifadesi “Galata Köprüsü”.
Kendi bulduğu benzersiz motifi, başkasına vermeyeceğine dair yemin eden, Yeni Geline verilen motife “ Yeminli”.
Zamanın iktidar partileri için, “Halk Partisi”, “Adalet Partisi” ve “Demokrat Parti” motifleri yaratılmıştır.
Kadınlar arasında pek çok motif ve örnekler karşılıksız paylaşılır ancak…
Bazı yeni yaratılmış motifler vardır ki, sırf kıskandırmak için gösterilip çekilir, insanlar meraklandırılır, heyecan yaratılır. İşleme sayısı verilmez, bu da bazen kıskançlığa neden olur.
Onlarca renk ve tondan oluşan, özel Floş (Şile Bezi ipi) ilikleriyle işlenen motifler, Ninelerimizin, Annelerimizin ve Gelinlik kızlarımızın,
İç dünyalarının bez üzerine yansımasıdır.
Onlar, Sevinçlerini, Acılarını, Tasalarını, Korkularını, Özlemlerini, Aşklarını, Sevdalarını, Gurbet acısını, Beklentilerini, Kaygılarını…
Derin bir yoksulluk içinde geçen hayatlarında, ayakta kalabilme mücadelesi verirlerken, söz ile ifade edemedikleri yaşamlarının özetini işlerler bezin üzerine.
Gündüzleri, bağ-bahçe, yemek ve ev işleriyle uğraştıklarından,
Akşamları, bir odada toplanıp, geç saatlere kadar, gaz lambasının titrek ışığı altında, günlük sohbetlerle birlikte türküler, şarkılar söyleyerek, işlemelerinde “ŞİLE BEZİ EL SANATLARININ” tüm inceliklerini sergilerler.
Beğenilme içgüdüsü ile tüm maharetlerini gösterirler.
Özellikle genç kızlar daha bir itinalı iş çıkarmak zorundadırlar, yoksa…
Komşu anne ne der sonra?
İşte… Bu nedenledir ki;
Şile bezi işleri, gerçek anlamda “El emeği, göz nurudur ve sanattır!”
Dikkâtli bakarsanız, bazı işlemelerde gözyaşlarını görürsünüz.
Aslında… Bu bir, sessiz haykırıştır!
Bu haykırışta…
Kimi halı, kimi kilim dokur,
Kimi şarkı söyler, kimi şiir okur,
Kimi zılgıt çeker,
Kimi ağıt yakar,
Kadın kendini böyle ifade eder,
Şile’li hanımlar, İçini Şile Bezine döker…!
11 Ocak 2011 Sabri KAYACIK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder