ŞİLE BEZİ NEDİR…?
Diğer pamuklu bezlerden onu ayıran, benzersiz dokusu, dokuması, farklı ve otantik özelliği olduğu için biz ona “ŞİLE BEZİ” diyoruz…
Denizli, Buldan ve Rize bezlerine bile “ŞİLE BEZİ” diyorlar. Nerdeyse içimize giydiğimiz atletlere de “ŞİLE BEZİ” diyecekler.
Oysa… Bilemedikleri şu; Onun yeryüzünde bir benzeri daha yok.
O bir marka. O, “ŞİLE BEZİ.”
Bunu anlatınca siz de hak vereceksiniz.
Cumhuriyetten önce İpekçilik, sonra Ketencilik ve bu gün kullanılan pamuk ipliğine geçiş…
Önceleri İngiltere’den (1930 lu yıllarda) ithal edilen Papazlı İngiliz pamuk iplikleri ile dokuma yapılırken(Ambalajında bir Papaz resmi olduğu için bu adla anılmıştır.) Günümüzde, aynı tür pamuk iplikleri 1950 den sonra İzmir ve İstanbul’da üretilenler kullanılmaktadır.
Şile Bezi için kullanılan iplikler 20 numara kıvrımlı bürümcüktür.
Dokumacı, iplikleri “Kelep” ler halinde alır.
Bunları ”Çiriş” denilen ve ölçüsü atalardan gelen yöntemle, el ve göz melekesi ile hazırlanan un çorbasında Bakır kazanlarda kaynatılır. Kelepler, kaynayan un çorbası içinde itina ile karıştırılarak un çorbasının pamuğun dokusuna iyice işlemesi sağlanır.
Bu işlemden sonra soğumaya bırakılır. Kelepler tek tek çıkarılıp bir sırık üzerine kurumaya bırakılır. Kurtulduktan sonra kelepler el yordamıyla ortadan ayrılıp çırpılır, üzerlerinde bulunan hamurlardan mümkün olduğunca arındırıp ipliklerin serbest kalması sağlanır.
“Elemne” ve Çıkrık” el aletleriyle dokumaya hazır hâle getirilir. 40-45 cm eninde ve 20 Mt. Uzunluğunda ahşap el tezgâhlarında dokunan bezler az ise bohça yapılıp sırtta, çok ise, Eşek sırtında küfelere konulup deniz kıyısına götürülür. Ayazma, Ağlayankaya, Eşekadası, Elbiz, Kabakoz ağzı, İmrenli ağzı, Bozgaca ağzı, Şuayipli, Akçakese-Mahmutdere plajlarında, Yanlarında getirdikleri,
” Kireç kaymağı.” ve “Karbonat” bir leğen içinde Deniz suyu ilâve edilerek , (Kireç tülbentten süzüldükten sonra) bezler, leğende bastırılır ve istenilen beyazlığa ulaşıncaya kadar bekletilir.
Bu arada, kireçteki kimyasal maddelerin (Kalsiyum hidroksit ) pamuğun dokusuna girmesi sağlanmıştır.
Bu işlem, aynı zamanda Şile Bezinin terbiye edilmesi işlemidir.
Bez, daha kaygan bir yüzey kazanır, giyen ferahlık hisseder. Gözenekler açıldığından giysinin hava geçirgenliği artar.
Leğenden alınan kireç kaymaklı bezler, Şalvarlarının paçaları dizlere kadar sıvanmış 5-6 kişi, yan yana dizilip bezi tutarlar, sağa-sola, öne arkaya,
Vals misali denize daldırıp çıkartılmak suretiyle 20-26ºC deniz suyu sıcaklığında yıkanır. (Denizin, kıyılarda tuz oranı Binde 18’dir.)
Yıkanan bezler, aynı şekilde getirilip, Eğrelti otlarının, Çaltı dikenlerinin,
ya da kayaların üstüne serilir.
Ama en iyisi ve makbulü…
Altın sarısı, iyotlu ve kuvars kumların üzerine sermektir.
Alttan, güneşten kızışmış radyoakvite ihtiva eden kumlar, üstten de, güneşin ultraviole ışınlarına maruz kalan kumaş anında kurur.
Ama orada Bir saat kadar kalır ki, bu ışınlar dokuya iyice nüfuz edip dokuyu inceltsin, giyildiğinde hafif dursun, rahat edilsin. (Olması gerekenden fazla süre güneş ışığında kaldığında ipliklerin direnci azalır ve kumaş sararır.)
*
Bezlerin toplanma esnasında yine o, 5-6 kişi yan yana dizilir bezi tutarlar, bezi hem çekerek gerdirirler, hem de, senkronize şekilde, altınlara bulanmış bezleri silkeleyip saf pamuklu dokuyu ortay çıkarırlar. Bezi birer metre (Kol boyu) olarak katlayıp, 20 Metrelik bir top ŞİLE BEZİ hazırlanmış olur.
Bu şekilde gerçek “ŞİLE BEZİ” elde edilmiş oluruz.
Zaten ŞİLE BEZİ’nin, doğal lifli ve %100 pamuk olması, 20 Numara kıvrımlı bürümcük iplikten dokunması nedeniyle ve işlem aşamaları onu diğerlerinden farklı kılar.
İşte bu nedenledir ki, ŞİLE BEZİ teri absorbe eder, statik elektriği daha az geçirir. Bürümcük olduğundan vücuda yapışmaz, adeta dokunur.
Ona nefes aldırır. Terletmediği için hijyendir. İnsana huzur verir, kendini iyi hissetmesini sağlar.
Teri ve nemi emdiği için de insanı rahatlatır.
Kolay yıkanır. Yıkandıkça incelir, inceldikçe daha güzel görünür.
Tüm zamanların sonsuz modasıdır. Kimse ondan vazgeçemez.
Şile Bezi işlemeli Bluz giymiş bir hanım, tüm bakışları üstüne çeker. Şıklığı göz kamaştırır, insanları kıskandırır.
“MANGO” firmasını bilirsiniz. Sahibi, İzhak ANDİÇ ’77 Yılında Türkiye’den İspanya Barselona’ya göç etmiş, Şileden oraya ithal ettiği ŞİLE BEZLERİ ile bir dünya markası yaratmıştır.
Bu gün 100 Ülkede 1700 Mağaza sahibidir. Keza… “ZARA” Firması da.
“Zorba” filminin aktörü Antony QUIN’in giydiği gömlek ŞİLE BEZİ’dir.
Nazım HİKMET, şiirlerinde ŞİLE BEZİ’ni işlemiştir.
Memleketim, memleketim, memleketim,
Ne kasketim kaldı senin ora işi
Ne yollarını taşımış ayakkabım,
Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
Şile bezindendi.
*
Şiz de… Yazın, ŞİLE BEZİ Tezgâhları arasında dolaşırken, yüzünüze bir Şiir kondurun. Size gülümseyen ilk Bluzu, ya da gömleği alın giyin. O keyfi siz de yaşayın…
Çocuklarınızı da unutmayın…!
26 Aralık 2010 Sabri KAYACIK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder