20 Aralık 2010 Pazartesi

Ben “AYI” yım …!

Ben “AYI” yım …!

Ben Ayı’yım. Hem de Boz Ayı…
Postum ceketim, dağlar memleketim, inler kışlığım, ağaç kovukları yazlığımdır.
Ormanda yaşarım ben; orada ürer, orada sürdürürüm yaşantımı.
Çocuklarımı ağaçlardan topladığım meyvelerle beslerim. Bazen de, ırmaktan avladığım balıklarla ziyafet çekeriz kendimize.
Balıkları pişirmek için, insanlar gibi, hiç ateş yakmadık ormanda.
Ateşi, yanar vaziyette bırakıp gitmedik hiç.
Bizim yüzümüzden, asla yangın çıkmadı. Onlarca hektar ormanı biz telef etmedik.
Dedim ya, ben ayıyım. Tek bir dal bile kesmedim ormandan. Hiçbir canlıya zarar vermedim. Solucanlar, salyangozlar, kirpiler, tavşanlar, tarla fareleri, sincaplar, kaplumbağalar, kuşlar, arılar ve diğerleri arkadaşlarımdır benim.
Ben ayıyım. Ayı olduğum için, doğanın, tabiatın, ekolojik dengenin değerini iyi bilirim.
Kimyasal maddelerle hiç işim olmadı şimdiye kadar. Derelere, ırmaklara, göl ve denizlere fabrika atıkları doldurmadım. Sulak alanları kurutup, fabrikalar, siteler yapmadım. Zeytin ağaçlarını, narenciye bahçelerini yok edip, yazlıklarla doldurmadım.
Yakın zamana kadar, Yaylalı, Teke, Yazımanhayır, Karamandere, İmrendere, Yeniköy ormanlarında yaşardım ben.
Kimseden bir beklentim de yoktu. Ama insanlar, üzerimize ateş ederek vurdular, öldürdüler bizi. Bakmak zorunda olduğumuz yavrularımızın olduğunu düşünmediler bile. Geride kalan yavrularımı emziremediğim, karınlarını doyuramadığım için onlar da açlıktan öldüler.
İnsanlar, yaşam alanlarım içinde, benim anlayamadığım, fark edemediğim, türlü tuzaklar kurmuşlar, çukurlar açmışlar. Orada bir çukur olabileceğini düşünemedim. Çıkamadım oradan. Başıma dikildi bir sürü insan. Onlar insandı, ben ayı! Onlar mutluydu, ben çaresiz! Gözlerimdeki yaşları görmediler, sessizce ağladığımı duymadılar…
Bizleri nasıl öldürdüklerini, her ortamda defalarca anlattılar. Hatta bazıları fotoğraf çektirdi, evlerinin duvarına astı.
Şu hale bakın ki, ellerinde oyuncak ayıları olmadan uyuyamayan çocukları, o fotoğrafın altında büyüdüler…!
Bizi en çok çocuklar sever. Her çocuğun bir oyuncak ayısı olmuştur mutlaka.
Dün bir dükkânın (Üsküdar caddesi) önünde sepette oyuncak ayılar vardı. Üzerideki etikette “AYILARIN SESSİZLİĞİ” yazıyordu. Bu doğru!
Ayılar artık sessiz. Susturdular onları.
İnsanlar çığlık çığlığa ortada. Onlar bi türlü susmuyorlar.
Israrla ve umarsızca yok etmeye devam ediyorlar.
Ama anlayamadığım şu;
Ölüler ülkesi İmparatoru olmak kime ne fayda sağlayacak ki?
Tabiatın, doğal hayatın, güzelliğin, zarifliğin, inceliğin, dostluğun, iyiliğin simgesi, biz ayılar gösteriliyoruz, insanlar değil!
Oysa, siz insanlar birbirinizi aşağılamak için “Yuh ayı” dersiniz.
Şile ormanlarındaki son ayıyı da yok ettiniz! Öldürdünüz! Şile ormanları artık ayısız kaldı.
Bunu insanlar yaptı! Biz ayılar, yine de “Yuh insan” demiyoruz…!
Biz dünyaya hiç zarar vermedik. Ama bununla gurur duyamıyoruz. Çünkü ,
“Artık yokuz!”…

20.07.2008 Sabri KAYACIK
İmza:
Ayı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder