20 Aralık 2010 Pazartesi

ÖKÜZGÖZÜ

Öküzgözü


O, hepsinden farklıdır. Diğerlerini birbirleriyle istediğinizi kadar kıyaslayabilirsiniz ama, onu asla. O, ülkemizde yetiştirilen en nadide, en değerli şaraplık kırmızı üzümlerinden biridir. Adı da, ÖKÜZGÖZÜ’ dür.
Anadolu topraklarında binlerce yıldır üzüm üretimi yapılır. Onlarca, beklide yüzlerce kırmızı üzüm çeşidi vardır.
Bunlar; Öküzgözü, Boğazkere, Kalecikkarası, Çalkarası, Papazkarası, Adakarası, Sergikarası, Karaüzüm, Horozkarası, Yörükkarası, Yivrikkarası, Karaezez, Kötükara, Tosbağakarası, Karasakızi, Kunta, Karadimrit v.b.
Öküzgözü üzümü Elazığ bölgesinde yetişen, şaraplık en asil üzümlerden biridir.(diğeri, Boğazkere) İri taneli, etli, sulu, boz siyah renkli, yuvarlak, gövdeli, dolgun, meyvemsi tatlı, yıllandırılmaya uygun kusursuz bir üzüm cinsidir.
Amerikalı’ların dikkatini çeken bu üzüm, gizlice sökülüp, ABD. California’ya götürülür, özel koşullar oluşturulup ekilir ve heyecanla aylarca beklenir. Ancak, oraların iklimi Öküzgözü üzümün yetişmesi için uygun olmadığından, tefek kurur. Onlar da, büyük hayal kırıklığı yaşarlar.
Öküzgözü, en güzel uyumu Diyarbakır’ın Boğazkere üzümü kupajı ile sağlar. Bu nedenle şarap isterken. “Öküzgözü Boğazkere” diye istemenizi öneririm.
Eskiler bu işi bizden daha çok önemserlermiş, onların “Diyonsos” adında şarap tanrıları bile varmış. ..Ve, bu topraklar, Anadolu toprakları, dünyanın ilk şarabını üretmiş, neden en iyi şarabını üretmesin ki..!
Şimdi, şarap içmenin tam da zamanı. Gidip bir şişe (Adıyla) Öküzgözü alalım, + 16 - 18 o C soğutalım, vakit tamam olduğunda onu incitmeden, usulca alalım dolaptan, sevgiyle okşayalım şişeyi. Konuşalım onunla, saygı duyalım şaraba. Hiç acele etmeden, telaşlanmadan, o an, seremoni haline getirilerek gayet ağır hareketlerle şarap açılır. Nefes aldırılır. Masanın üzerinde, şarap kadehleri ile birlikte 15 Dakika dinlenmesine müsaade edilir ki, şarap kendine gelsin.
Yine, sohbet eşliğinde, derin ve geniş ağızlı kadeh yarıdan biraz daha az olacak şekilde öküz gözü şarap yavaşça doldurulur. Doldurma esnasında şişeden kadehe akan o, şaşırtıcı kırmızı ışıltı hayranlıkla izlenir. Kadeh yukarıya kaldırılıp bir süre o parlaklık, o billur, o ağzı sulandıran görüntü doyasıya seyredilir. Tabii o esnada, sabırsızlanır insan. Ancak, şarabı öyle acele ile içip yutmak en büyük hakarettir ona.
Sonra, kadehi indiririz aşağıya, o halen elimizdedir. Sağdan sola, birkaç kez kadehi çevirip şarabın o kendine has aromasını, kokusunu, nefasetinin kadeh üst boşluğuna dolmasını sağlarız. Şarabın kadeh içinde dönmesi durduktan sonra ciğerlerimizdeki nefesi boşaltırız. Burnumuzu kadeh boşluluğuna sokarak orada birikmiş bizi bekleyen ve bizim de sabırsızlıkla beklediğimiz o aromayı daha önce boşalttığımız diğerlerimize gözlerimizi kapayarak, derin derin çekerek doldurulur. Bu işlem iki, üç kez tekrarlanır.
Tadım vakti gelmiştir artık, kadeh usulca dudaklara götürülür, sadece bir damla şaraba bir öpücük kondurulur, dudaklar ıslatılır, tanışılır.
Sonra bir yudum daha, bir süre damakta bekletilir, ağızda çevrilip yavaşça yutulur. Damakta kalıcı, meyvemsi, yuvarlak, dengeli ve zengin aromasını tüm yoğunluğu ile hissederiz.
Şarap sevenler, bu tadı bir daha unutmamak için, kafalarının içindeki bilgi odasında o özel kokuyu ve tadı saklarlar.
Tabii her ortamda olduğu gibi, şarap içme ortamında da dostluk, arkadaşlık ve hoş sohbetlerinde şarabın tadına tat kattığı da aşikar…
Not: İki ya da üç ayrı cins üzümden üretilen şaraba, “Kupaj”
Tek cins üzümden üretilen şaraba da “Monosepaj” denir…!
Açın bir şişe Öküzgözü, keyfini çıkarın…Afiyet olsun.
Sabri KAYACIK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder