20 Aralık 2010 Pazartesi

“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR!”

“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR!”

Günümüzden 90 yıl önce İtalyan’ların Trablusgarp’ta. İngilizlerin de Suriye’deki savaşlarda hava üstünlüğünü kullanarak galip geldiklerini gözlemleyen Atatürk, hava gücünün, gelecekteki önemini tüm görkemi ile vurgulayan o, ünlü vecizeyi söylemiştir.
“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR…!”
…Ve talimatı verir. 1925 yılında THK’nu kurdurarak, gökyüzüne hakim olma mücadelesinde bizim de varlığımızı tüm dünyaya ilân eder.
Gelişmeler ve gerçekler şunu göstermiştir.
“Göklere hakim olan, dünyaya da hakim olur…!”
Şöyle ki;
Gökyüzü sonsuz uzay demektir. Bu teknolojiye sahip olmak ve geliştirmek için sarf edilen zaman ve harcamalar, beraberinde yüksek uygarlığı yaratmakta, buna bağlı olarak yaşam kalitesini de yükseltmektedir.
Güçlü hava kuvvetlerine sahip ülkeler, caydırıcı güç olarak görülür.
Uzay teknolojisi, haberleşme, meteoroloji, GPRS, askeri ve casus uydular, yazılı ve görsel basın, dünya dışı varlıkları dinlemek ve gözlemlemek için imal edilmiş uydular gibi insan yaşamını kolaylaştıran komplike cihazlar vasıtası ile, tüm dünya ile iletişim kurabilir, tarım alanları tespit edilip, rekolte belirlenebilir. Maden sahaları ve rezerv miktarı hesap edilebilir. Hava durumu öğrenilip, buna göre işler yönlendirilebilir.
Askeri hareketlilikler takip edilebilir. Küresel ısınmanın etkileri araştırılabilir. Kentlerin, ormanların, çöllerin, dağların, okyanusların, kısaca yaşadığımız tek gezegenimiz olan dünyamızın genel gidişatı uzay boşluğunda belli yörüngeler dahilinde hareket eden uydularla sağlanabilir.
Yolcu uçakları ile işadamları ve turizm yolcularını kısa sürede ve güvenli şekilde ulaşımları sağlanır. Sanayi, tarım ve organik ürünleri günlük olarak en uzak mesafelere ihraç edilip ticaret hızlandırılarak ülkeye döviz kazandırılır.
Hatta hava teknolojilerinde üretim yapan ülkeler, “know how” tâbir edilen bilgilerini, ürünlerini, patentlerini, kullanım haklarını, yazılımlarını, bakım-eğitim deneyimlerini de satarlar.
Havacılık teknolojilerini sosyal hayata uyarlayan, geliştirilen ve bu yüksek teknolojiyi, planlı, programlı ve akıllıca sıçrama tahtası olarak kullanan ülkelerde, açıkça görülen odur ki, üretim ve eğitim yükselmiş, buna bağlı olarak zenginlik ve insan onuruna yakışır, yarınlara güvenle bakan, kaliteli bir yaşam ortaya çıkmıştır.
Hava ambulansı ile hasta, ilaç ve organ nakilleri süratli şekilde sağlanıp hayatlar kurtarılıyor.
Yangın uçakları ve helikopterleri ile de ormanlarımızın yok olmasını önleye çabalıyoruz. Ancak ülkemizde gelinen bu seviyenin yeterli olmadığını da biliniyor.
Örneğin; 6 Ton su taşıma kapasiteli yangın söndürme uçaklarından Yunanistan’da bile 21 Adet varken, bizlerde bir tane bile olmaması şaşırtıcı değil de nedir…?
Bu işi, oradan buradan kiralanan küçük kapasiteli uçak ve helikopterlerle yapmaya çalışıyoruz ama yetersiz kaldığımızdan ormanlarımız telef oluyor.
Tüm olanları ve gerçekleri önümüze koyarsak, havacılığın önemini daha iyi anlayabiliriz. Zaten Sevgili Ata’mız, 90 yıl önce bizlere doğru yolu göstermişse de sanki birileri bunu görmezlikten ve anlamazlıktan gelip zor koşullarda kurulan Eskişehir Uçak Fabrikası’nı kapatıp, başka ülkelerden ithal etmeyi tercih ettiklerinden bu yarışta oldukça geri kaldık diye düşünüyorum.
Netice itibariyle, ilerlemenin, kalkınmanın, çağdaş, medeni, uygar ve refah düzeyi yüksek ülkeler seviyesine yükselmenin açık formülü şudur;
“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR…!”
30 Mart 2008 Sabri KAYACIK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder