ZARAFET
Dikkat etmişsinizdir… Öyle insanlar vardır ki; bizlerden ve diğerlerinden farklı oldukları her halleriyle ortadadır. Onlar, ışık saçarlar. Sürekli, bir ışık halesiyle dolaşırlar.
Onlardaki tanımlayamadığımız bu farklılığın nerden kaynaklandığını anlayamayız. Onlar gibi olmak için çaba göstersek de, bunun o kadar da kolay olmadığını görüp hayıflanırız..!
Peki, nedir bu zarafet denilen olgu.?
Zarafet; estetik bir duruş, bir bakış, giyim, yürüyüş, beden dili, etkili konuşma, oturup kalkma , masa kültürü, presentasyon gibi eylemlerin bir bütünüdür. Bu da, “Karizma” denilen tanımlamayı ortaya çıkarır.
Tüm bu tanımlamalardan sonra, ilgili nitelikleri taşıyan kişi, sonradan edindiği toplumsal değerleri, hayat tecrübelerini, eğitiminden kaynaklanan bilgi ve birikimlerini bunlara eklediğinde, ortaya muazzam bir insanlık örneği ve zarafet timsali çıkar…
Cemiyet içinde, bu insanların ışıldadığını hayretle gözlemlemişizdir. Tüm gözler onun üzerindedir. O, öyle bir durumdadır ki; nereye gitse, üzerinde onu sürekli takip eden spot ışıkları ile dolaşıyor sanırsınız.
Tabiatın, bu kişilere bahşetmiş olduğu özel hususiyet, yalnızca kadınlara özgü bir durum değildir. Erkekler de zarafet olgusuna sahip olabilir: Mustafa Kemal Atatürk.
Elimize bir Atatürk fotoğrafı alırsak şunu görürüz: Muazzam bir asalet, şaşırtıcı bir intizam, şıklık, bir tertip, düzen ve akıl almaz bir karizma… Onun, etrafına saçtığı ışığın içimizi ısıttığını hissederiz.
Hep söylenir… Falanca kişi, o kadar güzel anlatıyor ki, sanki ağzından bal damlıyor, ağzına baktırıyor, dinletiyor kendini diye. Yakınlarınızda böyle kimseler mutlaka vardır. Onların ses tonları öyle buğulu, öyle yumuşaktır ki; normal konuşurlarken bile, sanırız ki şiir okuyorlar. Ancak, güzel konuşma özelliğine sahip olan kişi, zarafet niteliğine haiz demek değildir. Yukarıda saydığımız nitelikleri de taşıdığında, bu özelliğe sahip biri olarak anılabilir.
Davetli olarak gittiğimiz düğün ve nişanlarda mutlaka görmüşüzdür: Orada bir kişi vardır ki; o kalabalığın arasında nasıl da ışıldar… Ona bakmaktan kendimizi alamayız. Onun şıklığı, bakışı, duruşu, yürürken adeta süzülüyor izlenimi vermesi, şaşırtır bizleri. Aynı durum, çarşı pazarda bile aynıdır. Sayısızca insanın olduğu bu yerlerde o, hemen kendini fark ettirir. Giyim kuşamıyla, etrafını selamlaması, onlara hitap şekli ve yüzündeki güleç ifade ile diğerlerinden ayrılır.
Gerçek bir ışıltı olan, efsanevi aktrist, Marilyn Monroe’yu kimler taklit etmedi ki… Ama o, tek, özel ve seçilmiş biriydi. Hiç kimse onun gibi olamadı, olamaz da.
Zarafet dolu insanların aramızda bulunmasını, onların içimizi ısıtan görünümlerini, bizlere Tanrı’nın ödülü olarak tanımlamak istiyorum…
O asil insanlara saygı duyalım.
Bizlerin de bir yerlerinde, az da olsa mutlaka estetik ruh, sanat anlayışı, müzik zevki,zarif olma isteği vardır. Bunu biraz gayretle geliştirebiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder