20 Aralık 2010 Pazartesi

YENİ YIL VE NOEL BABA

YENİ YIL ve NOEL BABA
Çalışmayı ve kazanmayı, buna bağlı olarak… Yaşamayı ve eğlenmeyi bilen insanların hayatları her yönü ile bizlerden farklıdır.
Her yılbaşında, önceden rezervasyon yaptırdıkları, Otel, Restoran, Bar, Pavyon ve Cafelerde, bizlerin pek de alışık olmadığı ama oldukça eğlenceli ve acayip kıyafetler içinde sabahlara kadar yiyip, içmelerini, dans edip şarkı söylemelerini, hayâl bile edemezdik.
Bizler için yılbaşı kutlaması, “PTT” (Pijama, Terlik, Televizyon) olarak algılanırdı.
Hatta…
Bu yıl başında, (O ünlü Otele atıfta bulunarak) “Divan’dayız…” derdik.
Ya da, (Bir apartmanın en alt katında oturduğumuzdan, tatil beldesini
işaret ederek) Biz de “Bodrum’daydık.” Diye, kendimizi avuturduk.

Hâlbuki, “Kıtık” sedirin üstüne uzanmış TV Yılbaşı özel eğlence programlarını seyretmeyi. Mangalda mısır patlatmayı, kuzine sobanın başında kavşak kestane yapmayı, saatlerce tombala oynamayı, kocaman alüminyum çaydanlıkla çay demleyip su bardakları ile içerek, yeni yıl kutlaması böyle olur zannederdik.
Bir de, Hikâye kitaplarında görüp okuduğumuz Noel Babayı yıllarca bekledik. Ama bi türlü gelmedi. Onun evin bacasından içeri girdiğini biliyordum ama bizim baca o kadar küçüktü ki, oraya sığmaz, oradan gelemez diye kapıya bakardım hep. Çocukluk da bitti zaten.
Beyaz bıyık ve sakalı, kocaman göbeği, al yanakları ve gülen yüzü, geniş kemerli büyük tokalı kırmızı elbisesi, kukulâtası. Sırtında, çikolata, şekerleme ve oyuncakların olduğu çuvalı. Ren geyiklerinin çektiği, hem karlar üstünde hem de uçarak giden kızağıyla yıllarca her yılbaşında hayâllerimizi süslemiş, bizlere düşler kurdurmuştu.
Kar, kızak, ren geyikleri itibariyle Noel Baba’yı Kuzey ülkelerinde, hatta kutuplarda yaşayan çocukları çok seven, onlara hediyeler vermekten büyük mutluluk duyan biri olarak bildik hep.
Oysa… Noel Baba, ülkemizde Türkiye’de, Antalya Demre’de doğmuş.
Bu gün bildiğimiz o Noel Baba imajı,1931 yılında Cola firmasının isteği üzerine Haddon SUNDBLUM tarafından karakterize edilmiştir.
Gerçek adı, Sn NIKOLA dır. 1700 Yıl önce Antalya Demre’de buğday tüccarlığı yapan oldukça varlıklı bir ailede dünyaya gelmiştir.
Sayısızca meyve ağaçlarının ve sebzenin yetiştiği, çiçeklerin güzelliğinden cenneti andıran bahçedeki o güzel ve büyük evde yaşamıştır.
Ailesi öldükten sonra neyi varsa yoksul insanlarla paylaşmış hatta yaşadığı büyük evi satıp daha küçük ve mütevazi bir evde hayatını sürdürmüş, oradan kalan parayı da ihtiyacı olanlara vermiştir.
330 yılında ölür, Antalya Myra Kilise mezarlığına gömülür. Yıllar sonra Sn Nikolas’ın ünü tüm dünyaya yayılır. Romalılar döneminde İtalyan tüccarlar 1087’de gelip mezarı açıp tüm kemikleri İtalya’nın Bari kentine götürüp gömerler.
Şu an itibariyle, Bari’de bulunan Aziz Nikola Bazilika’sı Hristiyan dünyasının Hac merkezi haline gelmiş ve her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır.
(Çocuklara hediye almayı unutmayınız.)
YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN…!
16 Aralık 2010 Sabri KAYACIK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder