TARHANA
“Yoksul insanların, köylülerin yiyeceği, en basit gıda maddesi.” Diye hiç mi hiç beğenmezdik. (…hoş, kendimiz de yoksulduk ya.)
Analarımız, ninelerimiz, özellikle kış yiyeceği olarak, komşularla imece usulü o çorbayı hazırlarlardı.
Bir gün, Şevkiye ablanın, ertesi gün, Sabahat, diğer gün Nazan, bir diğer gün,Gırgır Zahide, Koskos Emine ablanın tarhanaları hazırlanır. Kuruması için, çarşafların üstünde çimenlere serilir, nöbetleşe beklenir. Sırasıyla, tarhanalık olana kadar ufalanır, uygun bez torbalara konulup, evde farelerden korumak ve havalanmaları için uygun yerlere asılarak bekletilirdi. O kocaman çayır, çarşaflar üstünde serili rengârenk tarhanalarla dolu olurdu. En güzeli de, işte o görüntüydü.
Malzeme olarak içinde ne yoktu ki, yoğurt, süt, süt kaymağı, tuz, biber salçası, domates salçası,
Sevmesek de, aç kalmamak için köy ekmeği ve yanında biber turşusu ile birlikte mecburen yerdik. Öyle sıcak olurdu ki sormayın. Kolay kolay da soğumazdı. Bi de, inat gibi koca tencerede pişirirlerdi ki, herkese yetsin kimse aç kalkmasın sofradan. Yanmasın diye de ağaç kaşıkla sürekli karıştırılırdı.
Yere, kocaman keten çarşaf serilir. Üstüne ahşap sofra konulur. Sofranın ortasına on kişinin aynı anda kaşıklayabileceği karavanaya çorba dökülür.
O sofraya da oturmak öyle hiç kolay değildir. Kimi diz üstü oturur, kimi bağdaş kurar, kimi ayaklarını uzatır. Nasıl rahat ediliyorsa… Ama en kolayı bağdaş kurmaktır. Bakır kaşığı kapan sallar kaşığı.
Kalaylı bakır karavanayı aynı anda tam on kişi kaşıklar. İster ye ister yeme, bunu kimse umursamaz zaten.
Şimdiki gibi, kaşık elinde, kimse yemen için peşinden koşturmaz.
Kahvaltıda bile tarhana çorbası içerdik. Çay kahvaltısı nedir, nasıldır, hiç bilmedik. Zengin sofralarının içeceği zannederdik. Yıllar sonra içebildik çayı.
O zamanlar beğenmediğimiz “Tarhana çorbası” son yıllarda pek bir kadir kıymete bindi. Hele şimdi… Soğuk kış akşamlarında nasıl bir iştahla içiyorum sormayın. Meğer ne kadar lezzetli, ne kadar vitaminli ve besleyiciymiş de bunu anlayamamışız.
Analarımızın, hangi yaptığı kötü ki. Efelik, Ebegümeci, Kazayak mancarı yemekleri. Bulgurlu, peynirli, mancarlı börekleri, yanında bi maşraba da has ayran, nasıldı ama.!
Tarhana dedim de aklıma geldi.
Yaşanmış, gerçek bir hikâyeyi anlatmak isterim…
Birkaç yıldır Amerika’da yaşayan kocası, kendisini de yanına aldırır. Hava alanına uğurlamaya annesi de gelir. Orada kendisine bir torba uzatır. –Al kızım, bu tarhana. Orada canın çeker, pişir içersin, der annesi.
Kızı da, -Aman anne, orası Amerika, ne tarhanası, bir de onunla mı uğraşayım oralarda. Hem Amerikan gümrük memurları açıp bakarlarsa ne bu böyle deyip çöpe atarlar, en iyisi, sen bunu geri al.
Annesi, -Al kızım al, atarlarsa atsınlar, canın sağolsun. Fark etmezlerse götürüsün.
Amerika’ya varır. Tarhanayı evine götürmüştür. Birkaç hafta sonra, yıllar önce oraya yerleşmiş ve kendisine 40 km uzakta bir Türk aile ile tanışırlar. İyi dost olurlar. Birbirlerine gidip gelirler. Sürekli memleket hasretinden bahsederler. Günlerden bir gün o tanıştığı hanımdan telefon gelir. İki gözü iki çeşme ağlamaktadır. Yıllardır burada olduğunu, sıla hasretine artık dayanamadığını, memleketi çok özlediğini, hamile olduğunu, büyük özlemle tarha çorbası içmek istediğini ve koca Amerika’da bir tas bile bulamadığını hıçkırıklarla anlatır.
O da, bu kadar üzülme, arabaya atla gel. Hem çay içer, hep de sohbet eder, dertleşiriz der.
Bir saat sonra kendisini kapıda karşılar. Moralsiz ve bitkin haldedir.
Gel hele sen şöyle otur, ben çayları alıp geleyim der. Halbuki o gelene kadar çorbayı hazırlamıştır.
Dumanı tüten bir kâse tarhana çorbası… Yanında biber turşusu, iki dilimde ekmek, tepsiyle önüne koyar. Arkadaşı bunu görünce gözlerinden yaşlar boşanır, konuşamaz, yerinden zor kalkıp boynuna sarılır…
Oturur, tarhanayı doyasıya koklar, koklar… Her kaşıkta lezzetin, nefasetin tadını çıkarır. Dualar, teşekkürler, gözyaşları hepsi birbirine karışır.
İşte;
Bizim, kendimizin, özümüzün, kültürümüzün çorbası odur.
Bin derde deva, sıcak, dumanı tüten “TARHANA ÇORBASI”
4 Kasım 2010 Sabri KAYACIK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder