20 Aralık 2010 Pazartesi

O GÜNLERİ ÖZLÜYORUM…

O GÜNLERİ ÖZLÜYORUM…

Bu günleri yaşayıp gördükçe, o günleri gerçekten çok özlüyorum…

Ellerim, ayaklarım donana kadar kar topu oynamak istiyorum.
Çorapsız giydiğim, delik çizmelerle çamurda yürümeyi,
Ağaç tekerlekli arabalarımızla yokuş aşağı yarış yapmayı,
Çulluk avlamak için sertme kurmayı,
Ağzımın kenarlarından yağları aka- aka mancarlı börek yemeyi özlüyorum.

Ovada çobanlık yaparken keçinin memesinden süt sağıp çiğ- çiğ içmeyi,
Çelik çomak oynamayı,
Çember çevirmeyi,
Hayvanlara fiğ ve yonca toplamayı,
Harman dövmeyi özlüyorum.

Akşam komşuya gitmeyi,
Gidip de itibar görmeyi,
Komşu anne mutfakta çay demlerken o ince sesiyle söylediği türküyü ona çaktırmadan dinlemeyi,
Masa saati üstündeki o yem yiyor gibi görünen tavuğu seyretmeyi,
Duvarda asılı geyikli halının ayrıntılarına bakmayı özlüyorum.

Dedemin sigara sarmadaki ustalığını izlemeyi,
Büyüklerin sohbetlerini dinlemeyi,
Kuzine fırınında pişen kavşakların kokusunu,
Sabah olduğunda horozların ötüşünü,
Folluktan sıcak yumurtaları toplamayı özlüyorum.

Kediler, köpeklerle beraber köy fırınından çıkacak pideleri beklemeyi,
Bir tencere etli bulgur pilavına On beş kişi kaşık sallamayı,
Patlak topla o tozlu meydanda tek kale maç yapmayı,
Mızıkçılık yapanları makaraya sarmayı,
Köstek dikenlerinin ayaklarımızı yırtmasını özlüyorum.

Süt sağmaktan dönen ninemin ahır kokusunu,
Akşam sabah kurulan yer sofrasını,
Bebesini emziren annenin, o şevkâtli bakışını,
Babamın sekiz köşe şapkasını giydiğimde kendimi adam sanışımı,
Annemim tülbentindeki o benzersiz kokuyu özlüyorum.

Nur GÜZEY öğretmenin gül yüzünü,
Aydoğan MERİÇ hocanın gür sesini,
Okul çıkışında oyuna dalıp eve geç kalışımı,
Geç kaldığım için de annemden, eşek sudan gelinceye kadar dayak yiyişimi,
Sonradan dayanamayıp sarılıp avutmasını özlüyorum.

Armut ağacını taşlamayı, kara dut silkelemeyi, izmarit toplamayı, yok yere kavga edip, beş dakika sonra farkında bile olmadan barışıp oyuna devam etmeyi, candan arkadaşlığı, dostluğu, paylaşımı, içtenliği, çıkarsızlığı, samimiyeti, doğallığı, sıcak bir tebessümü, yürekten sevmeyi, tatlı dili, güler yüzü, gerçek insanı, insanlığı özlüyorum…!
6 Nisan 2009 Sabri KAYACIK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder