20 Aralık 2010 Pazartesi

İSTER İNANIN, İSTER İNANMAYIN

İSTER İNANIN, İSTER İNANMAYIN

Sabri KAYACIK

Mensubu bulunduğumuz toplumumuzda, hurafelere, batıl inançlara inanmayanlarımız pek azdır. Hatta inanmayanımız yoktur bile.
Yapılan araştırmada, ülkemizde, insanlarımızın İnandıkları sayısızca hurafelerden bazı örnekleri anlatmak iterim. Peki, bu tür inanışlar sadece bizim ülkemizde mi var.? Hayır. Belki inanmayacaksınız ama. Bu gün en gelişmiş ülkelerde dahi, bu tür inançlar mevcuttur. Aşağıda ayrıca, bizdekilerin dışında. Avrupa ülkelerindeki batıl inançları da okuyacaksınız.
Ülkemizde, en çok bilinen ve uğursuzluk getireceğine inanılan hurafeler şunlardır;
"Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi. İnsan ve araçların önünden tavşanın geçmesi. İki bayram arasında nikah ve düğün yapmak. Gece vakti tırnak kesmek. Salı günü, akşamları sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek. Gece aynaya bakmak. Gece ev temizlemenin fakirlik getireceğine inanmak. Elden ele sabun, bıçak, makas, iğne, soğan gibi malzemeleri vermek. Kişinin üzerinde dikiş dikilmesi halinde ağza çöp alınması gerektiğine inanmak. Sol gözün seğirmesini kötüye, sağ gözün seğirmesini hayra yormak. Kadının erkeğin önünden geçmesi durumunda erkeğin nasibinin kesileceğine inanmak. Ezan okunurken köpeklerin ulumasını kötüye yormak. ceviz ağacı diken kimsenin ömrünün kısa olacağına inanmak. Cam ve porselenin aniden düşüp kırılmasıyla bir belanın defedileceğine inanmak. Merdiven altından geçmeyi uğursuz saymak. Cuma günü ekmek pişirilmesi halinde meleklerin kanatlarının yanacağına inanmak.
Hastaların başının üstünde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek. Ağaçlara bez-çaput bağlamak, türbelere adakta bulunmak, dilek taşlarına taş yapıştırmak bereket için türbelere para atmak, çocuğu olmayanları şeyhe ve türbeye götürmek, muska yazdırmak. Cuma selası okunurken bekar kızların bahtları açılması için kilit açtırmak, camiye giderken cami duvarını öpmek. Nazar değmemesi için hayvan başı-boynuzu, kaplumbağa kabuğu, kara çalı dikeni, at nalı, sarımsak ve nazar boncuğu takmak. Kurşun döktürmek, misafirin ve askere gidenin arkasından su dökmek. Falcılara-büyücülere gitmek, yıldıznameye
baktırmak. Kahve falına bakmak. Ay ve güneş tutulmasını kötüye yorumlamak. Ay ve güneş tutulması sırasında silah atmak-teneke çalmak.

BUNLAR DA KADINLAR İÇİN UYDURULMUŞ HURAFELER:
Evden çıkan erkek işine giderken önünü kadın keserse işi ters gider. Kısa boylu kadın uğursuzdur. Hayızlı (aybaşılı) kadın sebze bahçesinden geçerse sebzeleri kurutur. Hayızlı kadın akşam ezanından sonra küpten turşu çıkarırsa turşu bozulur. Gelin eve ilk geldiğinde kaynanasının iki bacağı arasından içeri girerse saygılı olur. Bir kız akşam ezanı okunurken merdiven altından geçerse kısır kalır. Cuma günü ezan okuyan müezzine kızın başörtüsü veya mendili sallattırılırsa nasibi çıkar. Çocuğu yaşamayan bir kadın bir yatıra "Bunu sana sattım" der ve kurban kestirir. Çocuk dünyaya gelince eğer kız ise adını satı, oğlan olursa Satılmış koyar. Aksi halde çocuğu yaşamaz. Çocuğu ölen kadın Cuma günü iş yapmaz. Gelin olanın duvağı evde kalmış kızın başında çözülürse bahtı açılır. Evde kilitlenen kilit, bayram sabahı veya Cuma günü, namazdan önce imam tarafından camide açılırsa kızın bahtı açılır. Çocuğu yaşamayan kadın yeniden doğum yaptığında 40 evden topladığı parçalarla gömlek dikip çocuğuna giydirirse çocuğu yaşar ve ömrü uzun olur. Aş eren bir kadın çirkin bir yere bakarsa çocuğu çirkin olur. Doğum yapan kadın yedi gün çocuğunun yanından dışarı çıkmaz. Çıkarsa cinler gelir çocuğu götürür, başka bir çocukla değiştirir. Bir hamile kadın ölü yıkanırken suyundan atlarsa çocuğu baygın doğar (Kıbrıs). Evli birinin yüzüğünü bekar kız takarsa kısmeti kesilir (Kıbrıs Halk İnanışları). Bekar kız, evli birinin gelinliğini giyerse kısmeti kesilir (Kıbrıs). Hamileyken yumurta yiyen kadının çocuğu haylaz olur (Kıbrıs). Hamileyken anında anahtar açanın doğumu kolay olur (Kıbrıs). Vb.
BİR GAZETECİNİN YAPMIŞ OLDUĞU ARAŞTIRMALARIN SONUCUNDA TESPİT ETMİŞ OLDUĞU VE AVRUPA’LILARIN İNANDIKLARI BAZI HURAFELER DE ŞUNLARDIR:
Avrupa'da yaşayan toplumların en büyük batıl inancını 13 rakamı oluşturuyor. Avrupa'da uğursuzluk olarak kabul edilen 13 rakamı, kötülüklerin habercisi ve kötü bir olaya işaret eden sembol olarak görülüyor. Avrupa'nın neredeyse tamamında sofraya 13 kişi oturmak, bir araca 13 kişi binmek, masada 13 sandalye bulunması uğursuzluk kabul ediliyor. Avrupalılar da uğursuzluk getirdiğine inanılan bir sembol de 17 rakamı. Akdeniz ülkelerinde ve özellikle İtalya'da 17 numaralı hane veya kapı numarası bulunmaz. Uçaklarda, otobüslerde 17 no lu koltuk bulunmaz. 17 rakamının uğursuzluğu Romalılar zamanından kalma. Roma rakamlarının yer değiştirmesiyle ''VIVI'' yani ''Yaşadım o halde öldüm'' anlamına gelir.
Avrupalı toplumlardaki bazı batıl inançlar şöyle sıralanıyor: "İtalyanlar da ve İngilizler de sabah saatlerinde örümcek görmek, tüm günün kötü geçeceğinin habercisidir. Bazı Avrupalı ülkelerde, refahı ve mutluluğu simgeleyen pirinç yeni evlilerin üzerine atılır. Eşeğin, özellikle Güney İtalya'da mafyaya karşı bir koruyucu olduğuna inanılıyor. At nalı dünyanın en tanınmış uğurdur. İngiliz atasözüne göre fırtınaya, şimşek çakmasına, yangına, nazara, büyüye karşı ilaç gibidir. At nalının uğur getirmesi için satın alınmaması, bir yerde bulunması gerektiğine inanılır.
Orta Çağ Avrupa’sında tavşan ayağı taşımanın şans getirdiğine inanılırdı. Ancak daha sonraları sevimlilikleriyle bilinen bu hayvanlara kıyılmasının şanssızlık getirebileceği görüşü ortaya çıktı.
Avrupalı birçok toplumda şampanya patlatılırken, mantar tıpanın isabet ettiği bekar kişinin kısa zamanda evleneceğine inanılır. Sabahları yanlış ayağa yanlış ayakkabıyı giymek, bütün gününün ters geçeceğine işarettir. Gece baykuş sesi duymak, kötüye işarettir. Ses sol taraftan geliyorsa, daha kötü bir şey olacağının habercisidir. Baykuşun çatıda dolaşarak ötmesi, o evden cenaze çıkacağı anlamına geliyor. 4 yapraklı yonca zor bulunduğu için tüm toplumlarda uğurlu sayılır. Hıristiyan aleminde kutsal bir yaprak olarak anılır. Kurutup defter arasında saklamak ömür boyu şans getirir. İrlandalılar'a göre vatanı kem gözlerden korur.
Gökkuşağına bakmak Avrupalılar'a göre insanın içini rahatlattığı gibi kötülüklerden de korur. Ancak gökkuşağını elle işaret etmek uğursuzluk sayılır.
Cadı ve şeytanı simgeleyen kara kedi Ortaçağ'ın en uğursuz batıl inancı sayılırdı. Kara kedi önünüzden geçerse tam 7 yıl bir uğursuzluk süreci başlar. İtalyanlar tüm uğursuzlukların kara kediden geldiğine inanır. İngilizler köpek balığı dişinin şans getirdiğine inanır. Diş boyuna takılırsa, en büyük şans çekicidir.
Şapkayı yatağın üzerine koymak ölümü simgeler. Bunun nedeni Ortaçağ'da ölen askerlerin miğferlerinin mezar üzerine konması ve doktorların şapkalarını hasta yatağının üzerine bırakmasından kaynaklanmaktadır.
Bazı Avrupalı toplumlarda yüzüğün genç kızlara armağan edilmesi sakıncalıdır. Genç kızın evde kalması tehlikesini yaşatır. Evlilik ve nişanlılık dışında hiçbir şekilde hediye edilmez.
Ortaçağ'da gece yarasanın çarptığı kişinin 7 gün içinde vampirin tecavüzüne uğrayacağına inanılırdı. Bu inanış hala bazı Avrupa toplumlarında geçerli.
Evde 7 adet biblo fil bulundurmak refaha ve şansa kapıyı açar.
Anglosaksonların inancına göre gelinin arkasını dönerek attığı buketi kapan kız en kısa zamanda koca bulur."
İşte böyle… ister inanın, ister inanmayın ama, birbirimize karşı hoşgörülü olalım ve kırıcı, rencide edici sözler kullanmayalım. Bırakalım, herkes inancına göre yaşasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder