20 Aralık 2010 Pazartesi

CENNET ŞİLE

Cennet Şile
Sabri KAYACIK

Bin yıllık geçmişi, atalarımızın yaşadığı, kekik kokulu, doğduğumuz, doyduğumuz, çocuklarımızı büyüttüğümüz cennet mekan: Şile.
Burada, güneşin doğuşu bile bir başkadır.
Sabah uyanıp da pencereye koştuğunuzda, cennete baktığınıza yemin edebilirsiniz.
O kadar duru, o kadar temizdir ki o an; büyüler, şaşırtır insanı. Kızıllığın arasından usulca yükselen güneş, gülümseyerek sizi sessizce selamlar. Ve size bu anı yaşattığı için, bildiğiniz tüm duaları okursunuz tanrıya.
İşte, büyülenme anı!
Batışı da, şölen havasında olur. O, öyle bir görsel şölendir ki; alıp götürür insanı uzaklara... Birden ya şair oluverirsiniz, ya da Atılay Erge’nin yazdığı, Hasan Cihat Örter’in besteleyip söylediği “Şile’deyim, seninleyim” şarkısını mırıldanırsınız içinizden.
Giderken bize el sallayan güneş; bir gizlenir, bir çıkıverir bulutların arasından. Nasıl da oyunlar oynar bizimle... Sayısızca, motifli ışık huzmeleri denizle kucaklaşıp, dalgaların köpüğünde kaybolur. Hem sevgililer, hem de martılar uğurlar onu, bir dahaki sabaha...
Şile’de bulunmanın, Şile’de yaşıyor olmanın ne büyük bir şans olduğunu anlarsınız ve
titrersiniz o an...
İstanbul’un hemen yanı başındaki böyle bir ıssızlığı; bu dingin ve akıl almaz güzellikteki denizi, kumu, havayı; doğal hayata kucak açmış, sayısızca yaban hayvanını barındıran ormanları, “Tanrının ödülü” olarak tanımlarsınız.
...Ve burada bir doğa olayı mucizesi gerçekleşir. Başka memleketlerde pek görülemeyen durum şudur; Güneş, yaz aylarında denizden doğar, denizden batar.
Her gün, ama her gün,. Kumbaba, Ayazma, Kızlarhamamı, Ağlayankaya ve Elbiz’in altın sarısı plajlarına gitmeden duramazsınız.
Gittiğinizde de, uzanırsınız kumsallara, yuvarlanırsınız, altınlara bulanırsınz.
Elinden sıkıca tutuğunuz sevgilinize, sevgiyi en güzel ifade eden sözcükleri bulup, onları Şile bezindeki zarif oyalar gibi işleyip söylediğinizde, o güzel cümleleri nasıl kurup da söyleyebildiğinize kendiniz bile şaşarsınız.
Yeşilin ve mavinin milyonlarca tonunun elimizin altında, gözümüzün önünde dolaştığı, bin bir çiçeğin ve iyot kokularının ciğerlerimize dolduğu, sıcak kanlı, güler yüzlü insanların yaşadığı, tarihi dokuyla bezenmiş, Şile’li kadınların hünerli elleriyle ve göz nurlarıyla dokunup işlenmiş, dünya kültür mirası niteliği kazanmış Şile bezi tezgahlarının arasında dolaşırken, YÜZÜNÜZE BİR ŞİİR KONDURUN ve ZAMANIN ÖTESİ KOYLARI’ndan birinde olduğunuzu düşleyerek, o huzur dolu, güleç yüzünüzle ışıldayın.
Hayatın, yaşamanın, Şile’de olmanın keyfini doyasıya çıkarın...
...Ve o şarkıyı söyleyin... Şile’deyim, seninleyim... 01.01.2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder