20 Aralık 2010 Pazartesi

SEVGİDEN YÜCE NE VAR Kİ…!

SEVGİDEN YÜCE NE VAR Kİ…!


Ne var sahi.?
Sevgiden yüce ne var dünyada?
Anlayış, hoşgörü, bir sıcak tebessüm, içten bir gülüş…
İnsanın içini ısıtan, güven veren yüz ifadesi, güzellikleri ifade edebilen ışıltılı gözler…
Arkadaşlık, yarenlik, sırdaşlık, komşuluk, daha da ilerisi… İnsanlık…!
Tüm bu yüce değerleri taşıyabilmek ve tanımlamak için insan olmak yeterli,
Sevdiklerimize bir çiçek vermek, bir çocuğun saçını okşamak, bir hayvanın karnını doyurmak, kuşların yıkanabileceği bir leğen suyu kuytuya koymak, şanlı bayrağımızı dalgalanırken seyretmek,
Sevgili Ata’mızın fotoğraflarına hayranlıkla bakmak sevgi değil de nedir.
Sevgiden yoksun yaşamak mümkün mü.?
Sevginin olduğu yerde, Müzik, resim, şiir, sanat, dans, şarkı estetik, zarafet, incelik ve güzellikler olur. Bu değerler de bizlere insani vasıflar kazandırır.
İnsan vasfı taşıyan kişiler de, kendisi, ailesi, ülkesi ve tüm insanlık için faydalı işlerle uğraşır. Başarılı da olur. Yürekleri sevgi dolu insanlar arasınsan ne sanatçılar ne dehalar çıkıyor. O dehalar ki, İnsanları peşine takıp onları ışıklarıyla aydınlatıp, yol gösterip yaşam sevinci aşılarlar.
Hâl böyleyken bu insanlar bizlere tanrının armağanı değil de nedir.
Konserlere, resim heykel sergilerine, müzelere gittiğimizde, içimizde farkında olmadan bir estetik zevk oluşur, tüm olanları hayranlık ve şaşkınlıkla izleriz. Gördüklerimizi ve yaşadıklarımızı öğrenmeğe çalışırız. Öğrendiklerimizi izlenimlerimizi sevdiklerimizle paylaşırız. Bu durum aramızda görünmez sevgi oluşturur, sevgi atmosferi sarar çevremizi.
Biraz dikkatlice çevrimizi gözlemlersek şaşırtıcı değişiklilerin farkına varırız. Seven ve sevilen insanlar, sevgiyle büyüyen insanlar, bu duygulardan yoksun olanlara göre daha genç, zinde ve sağlıklı görünürler. Oların ses tonları bile tatlı ve sevgi doludur, o ses ki, güven verir insana.
Hem sevgi, insanın bağışıklık sistemini güçlendirdiği için kolaylıkla hasta olmayız,
Zaten, bırakın hastalıklarınızla doktorunuz ilgilensin.
Geçmişe dönüp baktık mı hiç,
Hayata ilk başladığımızda ne çok arkadaşımız vardı.
Mahallemizde, okulda, işte.
Bir bakın bakalım, bir an durup düşünün. Onlardan kimler kalmış aramızda, kaç kişi kalmışız.?
Pek kimse kalmamış değil mi, bir elin parmakları kadar az kalmışız. Git gide yalnızlaşıyor değil mi.? Yanıt evet ise…
Daha bir derin sevgiyle bağlanmalıyız hayata, daha bir hoş görülü, anlayışlı olmalıyız,
Hem güler yüzlü olmak en kolay şey. …Ve ben gülünce güzelleşmeyen kimse görmedim.
Can YÜCEL şöyle demiş sevgi için…
“Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağlayabildiği kadar bebektir.
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…!”


Yunus EMRE’de, şöyle anlatmış sevgiyi..
“Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz. “

Şairlerimiz bizlere böyle yol göstermişse ne duruyoruz ki,
Müzik çalarımıza güzel bir cd koyalım, birlikte şarkı söyleyelim, dans edip vals yapalım.
Gözlerimizi kapatıp, kendimize bir bulut seçelim, sırt üstü uzanalım üzerine, ellerimizi başımızın altına koyup, bulutumuz ile her nereye ise o yana serüvene çıkalım.
Hem de şimdi. Bunu ertelemelim.
Yarın olduğunda, ya bulut olmayabilir, ya da biz…!

Hadi, şimdi o şarkıyı sesli söyleyelim. Herkes duysun…
“Sevmekten kim usanır, Tadına doyum olmaz…!”
Sabri KAYACIK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder