TABİAT ANA İLE İNATLAŞ MA !
Tabiat ana ile inatlaşmanın sonu felâkettir…!
Bilim insanlarının dilinde tüy bitti.
Araştırma ve incelemelerinin sonuçlarını, yaşatacağı felâketi binlerce kez rapor halinde ilgililere sundular. Makalelerinde ve ekranlarda anlattılarsa da, bir sonuç elde edemediler.
Ormanları kesmeyin. Bataklıkları kurutmayın. Nehirlere göllere atıklarınızı akıtmayın, dere ve nehirlerin önünü kesmeyin, yataklarına ev yapmayın. Tarım alanlarını iskâna açmayın, kaygan bölgelere yerleşime izin vermeyin ve çok katlı bina yapmayın. Ozon tabakası delindi, güneş ışınları cilt kanserine sebebiyet veriyor, atmosferi korumaya alalım. Fabrika bacalarına filtre zorunluluğu getirelim. Temiz su kaynaklarını dikkâtli kullanalım. Nüfus artışının önüne geçelim… Diye yıllardan bu yana paralandılar.
Sonuç ortada…
Netice itibariyle, dünyanın sonu göstere göstere geliyor…
Sadece 70 yıl sonra buzullar eriyip pek çok ülke tarihe gömülecek.
Birkaç gün önce Giresun’da sel felâketine tanıklık ettik. Dere yataklarına bina dikmişler, selin denize ulaşabileceği bölgelere Karadeniz sahil yolu inşa edip derenin önünü kesmişler.
Yağmurla coşan dere, kendisiyle inatlaşanlara öfkelenip önüne çıkan ne varsa sürükleyip denize doldurdu. Giresun denizi şimdi arabalarla ve ev eşyaları ile dolu.
Daha önceleri Antalya, Alanya ve Trakya’daki sel baskınlarında neler olduğunu gördük.
Adapazarı bölgesinde yalnızca tarım yapılabilir nitelikteki ovayı imara açınca her depremde binaların nasıl toprağa gömüldüğünü de gördük.
Bunlardan bir ders almadık. Oralarda binalar yine çoğalmaya ve yükselmeye devam ediyor…
Yurtdışı haberlerini izliyoruz, bizden pek farkları yok. Durum aynı.
Keza, Pakistan ve Hindistan’da muson yağmurları nedeniyle, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl yine yüzlerce can aldı. Sebebi; Yine Tabiat ana ile inatlaşıp nehir ve dere yataklarının olduğu bölgeleri yerleşim alanı olarak açmak.
Tüm bu gözlemlerinden sonra endişem o ki;
Çok yakın bir zamanda Ahmetli Ovası ve Kumbaba sulak alanları ve dere kıyıları da aynı akıbete uğrayacak. Bu çok açık.
Geçmişte, yoğun yağmurlarda ovada bir adam boyu su yükselir. Dere bile taşar, hatta birkaç gün sular ovada öylece kalırdı.
Peki… Biz ne yaptık? Ovayı imara açtık. Binalarla doldurduk, dereyi de daralttık. Yarın yağmur yağdığında, tabiat ana kendisinde çaldıklarımızı geri almayacak mı, canımızı yakmayacak mı?
Netice itibariyle, Tabiat ana ile tekrar barışmak, birlikte yaşamak, onun bir parçası olmak istiyorsak,
Öncelikle,
“Dünyayı insandan kurtarmamız lâzım…!”
28 Temmuz 2009 Sabri KAYACIK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder