NEREDEN GELİYOR BU DEĞİRMENİN SUYU.?
Günümüzden, yaklaşık 100 Yıl önce yaşanmış gerçek bir hikayedir bu.
İsaköy, Gökmaslı, Şüayipli, Kabakoz, Karacaköy, Akçakese vs. Tüm civar köylerde tarım ziraat yapılarak hayat idame ettirilir di.
Ziraat işi ilerleyince, tahıl hububat üretimi de doğal olarak artış göstermiştir. Bu nedenle, ekmek yapımının daha kolay olması, üretilen buğdayların öğütülüp un haline getirilebilmesi için bir “Su değirmenine” ihtiyaç olduğunu düşünen reçber Osman dayı. Hemen işe koyulur.
Göksu deresi üzerinde, tüm mekanik aksamı ahşap olmak üzere hayalini kurduğu Su değirmenini inşa eder ve çalıştırır. Osman dayının adı da, “Değirmenci Osman” olarak köylüler tarafından tescillenir.
Tam, 40 Yıl değirmencilik yapar. 40 Yıl buğday öğütür. Köylülerden bu emeğinin karşılığını para olarak değil, buğday olarak alır.
Örneğin; 10 Kile Buğday öğütme bedeli, 2 Kile olarak belirlenmiştir. ( 1 Kile = 9 Kg. )
Değirmenciliğinin son yıllarında, köylüler artık kendisine buğday öğütmeye gelmemeye başlarlar. Değirmenci Osman bu duruma bir anlam veremez. Sorar insanlara, “Ne oldu, neden artık değirmenime buğday öğütmeye gelmiyorsunuz.?”
Yanıt, şaşırtıcıdır…Şüayipli köyü Esen tepe mevkiinde bir “Yel değirmeni “ çalıştırılmakta ve “10 Kile” buğday öğütmenin karşılığı da “1 Kile” olarak alınmaktadır.Bu nedenle köylüler burasını tercih etmektedirler.
Bu duruma pek bir anlam veremez Değirmenci Osman. Yel değirmeni de ne demektir. O zaman kadar hiç yel değirmeni görmemiştir ki.?
Merakını gidermek için, adı geçen köye ve Yel değirmeninin olduğu yere gider. Değirmen sahibi ile tanışır. Bu değirmenin nasıl çalıştığını anlatmasını ister.
Kendisini dışarıya davet eder değirmenci. İşte; der. Değirmenin yelkenleri. Rüzgar yelkenleri döndürür. Buğdayı öğütür.
Değirmenci Osman, mmm…Tamam anladım. Deyip ayrılır oradan. Ama kafasına bir şey takılmıştır. Tekrar geri döner…
Peki, der, unu nasıl öğütüyor bu değirmen onu anlamadım.?
Tekrar anlatır. Bak, der. Yelkenler döner, dişlileri harekete geçirir. Dişliler bağlı bulunduğu şaftı döndürür. Şaft da, şurada gördüğün değirmen taşını çevirir. Böylelikle buğdayı öğütürsün.
Değirmenci Osman;. Şimdi anladım. Deyip tekrar ayrılır oradan…
Yine kafasına bir şey takılmış, çözememiştir olayı. Dönüp gelir tekrar.
Yel değirmenci şaşkın “Yine ne oldu.?” Diye sorar.
Değirmenci Osman: “Aga, kusura bakma ama, ben şunu anlamadım. Nerden geliyor bu değirmenin suyu…?”
Sabri KAYACIK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder